← İçerikler
·2 dk okuma

Aşk Bir Savaş mıdır, Yolculuk mu?

"Seni seviyorum" derken bile zihnimizin gizli kodları kulandığıbı biliyor muydunuz? Lakoff ve Johnson'a göre metaforlar süslü kelime oyunları deeğil, tüm hayatımızı yöneten zihinsel haritalarımızdır. Peki ya sizin aşk haritanız hangisi: Bir yolculuk mu, yoksa savaş mı?

Yazar: Nisa Ebrar Yağmur

bilişsel dilbilimkavramsal metaforkültürdil

Lisedeki edebiyat derslerini hatırlayın: Metafor, şairlerin dizelerini süslemek, sıradan bir tümceye estetik katmak için başvurduğu "edebi bir sanat" olarak anlatılırdı. Şiir tahlili bittiğinde metafor da defterin arasında kalırdı.

Peki ya size metaforların sadece edebiyatla ilgili olmadığını, aslında sabah uyanıp gece uyuyana kadar dünyayı anlama, hissetme ve karar alma biçimimizin ta kendisi olduğunu söylesem?

1980 yılında George Lakoff ve Mark Johnson, Metafors We Live By kitabıyla dilbilimde devrim yaratan o basit iddiayı ortaya attı: Metafor dilde değil, zihindedir. Biz dünyayı kavramsal metaforlar aracığıyla deneyimleriz. Dış dünyadaki soyut kavramları anlamak için zihnimiz somut şablonlar kullanır.

Üstelik bu şablonlar yalnızca evrensel değil; içinde büyütüldüğümüz kültürün zihin haritasını da taşır.

Örneğin, Batı kültüründe zaman kavramı ZAMAN PARADIR metaforuyla yürür (zaman harcamak, zaman biriktirmek). Fakat bizim kültürümüzde ve Orta Doğu coğrafyasında zaman, paradan ziyade akıp giden bir su veya tüketilen bir mekandır:

  • "Göz açıp kapayıncaya kadar geçti."
  • " Vakit darlıkta, geniş bir zamanda görüşelim."
  • "Zamanın akışına bıraktık."
Şimdi asıl can alıcı soruya gelelim: Biz Türkçede aşkı ve duyguları nasıl kavramlaştırıyoruz? Batı dilinde aşk, sıklıkla bir "düşme" eylemidir (fall in love). Bizde ise aşk, doğrudan AŞK BİR YANGINDIR/SICAKLIKTIR veya AŞK BİR YOLCULUKTUR metaforları ile kullanılır.
  • "Yandım kül oldum."
  • "Beni kendine bağladı/ Kalbimi mühürledi"
  • "Bu ilişkide çok yol katettik ama artık bir çıkmaza girdik."
İlişkideki sorunu "Bir çıkmaz sokaktayız." diye tanımladığımızda, zihnimiz durumu ortak bir engeli aşmaya çalışan iki yolcu olarak kodlar. Ancak zihnimizde AŞK BİR SAVAŞTIR metaforu çalışıyorsa kurduğumuz tümceler değişir: "Onu dize getirdim.", "Savunma mekanizmalarını yıktım.", "Bu ilişkide teslim olan taraf ben oldum.". Burada partneriniz bir yoldaş değil, kazanılması gereken bir savaştır.

Türkçede ve Orta Doğu kültüründe zihnin çalışma biçimini gösteren en çarpıcı bilişsel metaforlardan biri de DUYGULARIN MERKEZİ İÇ ORGANLARDIR (CİĞER/KALP) şablonudur.

Siz hiç İngilizcede veya Almancada birine "Ciğerimin köşesi" ya da "Yüreğim yandı" dendiğini duydunuz mu? Bilişsel dilbilim açısından bu tesadüf değildir. Bedenin en derindeki, en hayati organı ciğer; en derin acının, evlat sevgisinin ve merhametin somut simgesine dönüşür.

  • *"Ciğerimin köşesi" (Derin sevgi)

  • *"Ciğerimi yaktın" (Büyük acı)

  • "Yüreğime su serpildi." (DUYGU BİR SICAKLIKTIR metaforunun ferahlama karşılığı)

İşte bilişsel dilbilim tam olarak bu noktada devreye girer: Ağzımızdan çıkan sözcükler sadece zihnimizden geçenleri aktaran hoparlörler değildir; kültürümüzün dünyayı anlamlandırmak için kurduğu somut iskeletlerdir.

Kısacası; birine "İçim yandı" veya "Bir yol ayrımındayız." derken sadece süslü sözler söylemiyoruz. Zihnimizin yüzyıllardır bu coğrafyada biriken hangi haritayı kullandığını gösteriyoruz.

Aşk Bir Savaş mıdır, Yolculuk mu? | TÜDAP